5 Mart 2019 Salı

İstanbul’da bir Yürüyüş Rotası


İstanbul turlarımızın en çok ilgi çeken noktalarından biri de Taksim-Karaköy yürüyüşleridir. Osmanlı döneminde kurulan bir su deposu ve suyun taksim edilmesinden dolayı “Taksim” olarak anılan semt; siyasi olayların öbeğindeki meydandan dolayı daha da ünlü hale gelmiştir. Meydanda bulunan Atatürk anıtının mimarı İtalyan Canonica; ayrıca Ankara Etnoğrafya müzesi önündeki atlı Atatürk heykelini, Sıhhiyedeki Mareşal Atatürk heykelini ve İzmir’deki Atatürk heykelinin de heykeltıraşlığını yapmıştır.
Gruplarımız ile meydanı gezdikten sonra genellikle ünlü İstiklal caddesine çıkarız. Bu caddede günlük 400 bin ile 2 milyon yayanın yürüdüğü; 1,5 km uzunluğunda çok önemli bir caddedir. Bu cadde ve semtin gelişimi Bizans sonrası döneme tarihlenir. Nüfusun çoğunluğu halen Sur içinde yaşadığı dönemde buraya karşı yaka anlamına gelen “Pera” adı verilir ve çoğunluğu gayrimüslim ticaret erbabı olmak üzere İtalya başta olmak üzere tüm Avrupa’dan tüccar kısmının yerleştiği bir semt halini alır. Muntazam ve modern çok katlı yapıların, hanların, eğlence mekânı ile lokantaların açılmasıyla “büyük cadde” bugünkü ışıltılı günlerine göz kırpmaktadır. Sarayın caddeye ilk yerleşimi ise bu caddeye açılan Mevlevihane ile 15.yyın sonlarına denk gelir. Derken elçiliklerin açılması, bankaların açılması,  okulların açılması, ibadethanelerin açılması ile cadde büyük bir sosyal çekim merkezi halini alır. Tiyatroların, kabarelerin açılması yine cemiyet hayatının orta yerine oturmasında etkili olur. Caddenin lüks yapılarla donatılması ise Tanzimat dönemine denk gelir ve birbirinden güzel Barok-Art Noveau yapılarla donanır ki Avrupa’da olduğumuz hissi oluşur. Tünelin inşası ve tramvay hattının oluşması; Osmanlının tüm etnik mozaiğinin ve Avrupai yaşam tarzını özleyenleri de çekerek müthiş bir görsellik ve yaşam tarzı yansıtır. Konuklarımız ile bu çok kozmopolit caddeyi geçtikten sonra tünelin dibinden eskiden “yüksek kaldırım” diye bilinen; (şiirlere konu olmuş) yokuşu aşağıya doğru inerek Galata kulesine ulaşırız. Yoldaki gitarcılara bakarken müzik enstrümanlarının merkezi olduğunu anlamış oluruz. İstanbul’un simgelerinden olan ve 6.yy da fener olarak inşa edilen yapının asansörle çıktığımızı seyir terasından unutulmaz bir Haliç ve boğaz manzarasının tanığı oluruz. Yürüyüşümüzü sürdürerek Galata köprüsüne gider ve oltalarıyla balık tutan insanları gözlemlemeye çalışırız. Hangi sebepten tutuyorlar acaba? Karın doyurmacasına mı, keyfine mi, stresten uzaklaşmasına mı diye düşünür dururuz. Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un İstanbul adlı eserindeki hüzün ve melankoli ile de; Ahmet Hamdi’nin tutkulu İstanbul aşkı ile de dolabiliyoruz. Kısaca muhteşem kent herkeste farklı duyguların depreşmesine sebebiyet veriyor. Yürüyüşümüz devam ediyor… Nereye gideceğimize siz de karar verebilirsiniz. Rehberiniz sizi üzmeyecektir. İstanbul turlarımızda görüşmek dileğiyle…

Baytatil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Troia’yı Anlamak

Dünyanın bugüne kadar en çok okunmuş eserler sıralamasında İzmir’li kör ozan Homeros’un İlyada ve Odyseia destanının ilk üçteki yeri sanır...